Norveç’te solun umut yaratan seçim başarısı 

0
477

Hamza Yalçın

Norveç seçimlerinde sol, son 50 yılın en önemli seçim başarısını kazandı. Marksist Kızıllar Partisi (Rødt) gösterdiği performansla parlamento barajını aştı. Norveç seçim sonuçları dünya çapında sola yönelik bir gelişmeye işaret olabilir. 

Norveç, halkın en iyi koşullarda yaşadığı dünyanın en zengin ülkelerinden biri bilinir. Aynı zamanda ülkede, zengin-fakir ayrımının görece daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Norveç’in 1970’lerden sonra hızla büyüyen ekonomik gücünün önemli bir kısmı petrol ve doğal gazdan gelmektedir. Ekim Devrimi’nden sonraki süreçte Norveç’te işçi hareketiyle burjuvazi arasında sağlanan uzlaşma sonucunda sosyal refah devleti adı verilen bir kapitalist sistem oluşmuştur. Norveç’te petrol ve doğal gaz bulunmasının ardından, ülkenin ekonomik durumu daha iyiye gitti. Ancak ülke zenginleşirken 1980 ve özellikle 1990 sonrasında zengin-fakir ayrımı gelişti, giderek milyarder sayısı arttı ve sosyal devlet tasfiye edilmeye başlandı. Artan sınıf farklılıklarının acısını önce alttaki toplum kesimleri yani işsizler ve hastalar hissetmeye başladılar. Pandemi sürecinde öğretmenler ve hemşireler başta olmak üzere emekçiler tepkilerini çeşitli eylemlerle ortaya koydular. Sosyalistler durumu etkili bir şekilde anlatınca halk seçimde sağ partileri cezalandırdı. 

Norveç’te şimdi dördüncü dalga korona yaşanıyor. Sağlık hizmetleri, Norveç’in çevre ve iklim sorunu yaratan petrol üretimindeki rolü ve sosyal adalet seçim kampanyasının en çok tartışılan konuları arasındaydı. Seçimlerin son haftasında kürtaj da kampanyanın konusuydu. Şimdi kürtaj hakkı sınırının 18 haftaya çıkarılması bekleniyor. 

Korona döneminde Norveç, hastalanma ve ölüm sayısındaki düşük rakamlarıyla dikkat çekti. Örneğin ABD’de, 21 Eylül 2021 itibarıyla, bir milyonda 2084 kişi ölürken Norveç’te bir milyonda 154 kişi öldü. Korona yasakları nedeniyle işini kaybedenler sokağa atılmadılar ama halkın önemli bir kesimi hükümetin korona tedbirlerinin zengini daha zengin etmeye yönelik olduğunu hissetti.

Norveç parlamentosu 169 milletvekilinden oluşuyor. Kızılların (Rødt) da yer aldığı sol kesim 100 sandalye kazanırken Sağ blok 68 sandalyede kaldı. Yabancı düşmanı İlerleme Partisi Fremskrittpartiet  (FrP) 6, Hristiyan Halk Partisi Kristelig Folkeparti (KrF) 5 üye kaybettiler.

Sağ partilerin seçimleri kaybetmesi beklenen bir gelişmeydi. Son 8 yıldır İktidarda olan sağ koalisyon özelleştirmeleri ve sosyal hakları kısıtlamaları ile tepki toplamıştı. Pandemi öncesinde sağ partilerin durumu zaten kötüydü. Pandemi döneminde 2020 baharında kapanma başladığında başta Høyre (Sağ) adlı parti olmak üzere hükümet partilerine güvenin arttığı görüldü. Halk tehlike karşısında hükümetin etrafında toplandı. Ama korona destek paketlerinin esas olarak büyük kapitalistlere yaradığı, halka ise sadece küçük parçalar düştüğü de görülünce halk desteği azaldı. 

Geleneksel partiler bu seçimlerde önemli güç kaybettiler. Eskiden Sağ Parti Høyre (H) ile İşçi Partisi Arbeiderpartiet’in (Ap) toplam oyları çoğunluk oluşturmaya yeterdi.  Høyre  (H) merkez sağ,  Arbeiderpartiet (Ap) se sosyal demokrattır. Şimdi bu iki geleneksel parti birlikte hükümet kurmaya kalksalar azınlıkta kalıyorlar. 2017 yılından bu yana sağ koalisyonun kurulmasında merkezi bir rol oynamış olan Hristiyan Halk Partisi, Kristelig Folkeparti (KrF), İkinci dünya savaşından bu yana en kötü seçim sonucunu yaşadı ve seçim barajının altında kaldı. 1973 yılında kurulmuş olan ve “sağcı popülist” olarak adlandırılan Fremskrittspartiet (FrP) 2005’ten bu yana en kötü sonucu aldı. Ap 26;4 oyla seçimin galibidir ama sosyal demokratlar aslında son yüz yılın en kötü seçim sonucunu aldılar. 

Soldaki partiler 

Seçimlerden birinci olarak çıkmış olan  Arbeiderpartiet (Ap) Norveç’te işçi sınıfının geleneksel örgütüdür. Marksizmden yola çıkıp sonradan kapitalist sistemi kabul etmiş ve uzun yıllar Norveç’i yönetmiştir. Bir ara Komintern (Komünist Enternasyonel) üyesi de olmuş parti daha sonra kuvvetli NATO ve AB yanlısı bir tutum sürdürmüştür. 1980’li yıllarda da Birleşik Krallık İşçi Partisi’nin en sağcı liderlerinden Tony Blair’in piyasacı çizgisinden etkilenmiştir. Ap, LO adlı işçi sendikaları birliğinin parlamento kanadını oluşturur. Parti 1980 ve 90 sonrasında tıpkı İsveç’teki muadili iktidardaki sosyal demokrat parti gibi sürekli sağa kaydı. Ap’nin şimdiki lideri Jonas Gahr Støre bir mültimilyonerdir. Ap’nin önceki başkanı Jens Stoltenberg ise şu an NATO Genel Sekreteri görevini yürütüyor. 

Merkez Parti, Senterpartiet (Sp), Norveç politikasında önemli yere sahiptir. Geçmişte tutucu bir çiftçi partisiydi. Sonradan biraz da İsçi Partisinin (Ap) onunla aynı çizgiye yaklaşması sayesinde parlamentodaki solcu gruptan sayılmaya başladı. Sp’siz  bir sol hükümet kurulamıyor olduğundan, İşçi Partisi’nin (Ap) ve ülkenin daha çok sağa çekilmesine yardımcı oluyor. Son yıllarda kırsalda, özellikle sosyal hizmetlerin kısıtlanmasından ve işsizlikten çok etkilenen, ihmal edilmiş olan insanların haklarını savunması onu sevimli yapıyor.

Rødt isimli parti (R) 10 Mart 2007 yılında iki sosyalist partinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Eylül ayında onlara Troçkist parti de katıldı. Kızıllar sosyalizme barışçıl geçişi savunuyorlar. R, 2007 tarihinden itibaren hem yerel hem de parlamento seçimlerine katıldı ve oylarını artırarak bu seçimlerde ulusal parlementoda 8 milletvekili birden kazandı. R, 2017 seçimlerinde 1 milletvekili kazanarak ilk kez ulusal parlamentoya girmişti. Sağ partiler seçimlerde Kızıllar aleyhine “komünizm tehlikesi”ni öne çıkaran bir kampanya yürüttüler. Kızıllar çok etkili bir örgütsel çalışma yaparak medyada ve televizyon tartışmalarında daha görünür duruma gelmişlerdi. En önemlisi ise, başarılı örgütsel çalışmalarıyla üye sayılarını 4 kat birden artırarak 12 bine çıkardılar. Norveç nüfusu 5,3 milyon civarındadır. Kızıllar seçimlerde sağlık üzerinden kar edilmesine son verİlmesi ve Norveç’in AB ile ilişkisinin sadece ticari ilişki seviyesine çekilmesini, geçici ve saatlik işçiliğin kaldırılmasını, taşeron işçi firmalarının kapatılmasını savundu. 

Kızıllar işçi göçüne karşı sert tutumlarıyla eleştiriliyorlar. Onlar bu konuda şunu diyorlar: Norveç’e gelen ister İsveçli olsun ister Polonyalı; Norveçli işçi ne alıyorsa onu almalıdır; aşağısına ücretle işçi çalıştıran işverenlere ceza verilmelidir. Parti, hükümete girmek ya da en kısa zamanda büyük parti olmak gibi bir hedefi olmasığını söylüyor. Hükümetlerle belli konularda uzlaşabileceklerini söylüyorlar. Amaçları kitle hareketini büyütmek ve o süreçte kendi üye sayılarını artırmak. 

Miljøpartiet De Grønne (MDG) adlı Çevre Partisi 3,9 oy alabildi. Aslında daha çok oy alması bekleniyordu. Norveç’in petrol ve doğalgaz aramaya son vermesini isteyen MDG yüzde 4’lük barajın altında kaldı. Ancak onlar da 3 milletvekili çıkardılar. Norveç’te seçim barajının altında kalmak, hiç milletvekili kazanmamak anlamına gelmiyor. Çevre Partisi (MDG) seçimlerin 1 ay öncesinden yüzde 7’ye yakın (6,7) oy alacak görünüyordu. Norveç halkının bekledikleri kadar radikal çevreci ve iklimci olmadığını öğrendiler. Bu parti sol görünüyor. Kızıllar (R) ise onları kapitalizmin yeşille yıkanması olarak tarif ediyor. 

1945 yılından bu yana Norveç’te kendisini Marksist olarak tanımlayan bir parti (R) ulusal mecliste ilk kez bu kadar yüksek parlamenter gruba ulaştı: 8 üye. Kızıllar 2007 yılında kendisini Maoist olarak adlandıran Arbeidernes Kommunistparti’nin seçim ittifakından doğdu. Parti o zaman Avrupa’da kendisini Maoist adlandıran en büyük parti olarak bilinmektedir. Klasik Maoculuktan bugünkü çizgiye evrilirken sol sosyal demokratları da kucaklamaya önem verdi. Komünizm ve devrim söylemlerinden kaçınarak Marksist ve sosyalist ifadesini kullandı. Ama önemli bir işçi ve gençlik kitlesi onu işçi hareketinin en mücadeleci kesimi gördü. Seçimlere 24 saat kala bin kişi birden partiye üye oldu. 

Gerek Sosyalist Sol parti (SV) gerekse Kızıllar(R) bu seçimde oylarını artırdılar: 7,6 ve 4,7. İkisi birlikte yüzde 12,3 oluyor. Bu partilere gönül veren insanlar sosyalizmden yanadırlar. Oslo’da ve ikinci büyük şehir olan Bergen’de sosyal demokrat partinin (Ap) solundaki bu partiler toplam olarak Ap’den fazla oy aldılar.

Norveç’te sosyalistlerin daha çok gelişme olanağı

Sağcı koalisyon hükümeti Norveç kapitalizminin uluslararası rekabet gücünü artırmayı sömürüyü artırmakta görüyordu. Dünya pazarına uyum sağlama zorunluluğu sosyal harcamaların ve gerçek ücretlerin azaltılmasını dayatıyor. Bu yüzden Norveç emekçilerinin gerçek ücretleri yıllardır artmıyor. Pandemi öncesinde hem OECD hem de IMF Norveç’te hastalık sigortasının zayıflatılmasını ve gerçek ücretlerin düşürülmesini tavsiye etmekteydi. Büyük şehirlerde kiraların çok artmış olması da bir kısım halkın rahatsız olduğu sorunlardan biridir. 

İşçi partisi (Ap) Sosyalist Sol Parti (SV) ve Merkez Partisi (Sp) hükümet kurmak için gereken çoğunluğun 4 sayı üzerine çıkıyor. Petrol ve gaz aranmasının durdurulması veya sürdürülmesi, iklime zarar veren gazları azaltmak için vergil ve ücret getirilmesi gibi bazı konularda sorunlar yaşıyorlar.  Gene de hükümet kurmak için Kızıllara (R) ve Yeşillere (MDG) ihtiyaç duymayacakları tahmin ediliyor. Her üç parti de geçici işçiliği azaltmak ve taşeron işe alma şirketlerine sınırlamalar getirmek istiyorlar.  Her üç parti de çeteleşme ile mücadelede polise daha çok kaynak ayrılmasını ve mahalli bölgelerde daha çok güvenlik elemanları sağlanmasını istiyorlar. Diş sağlığında reform istiyorlar. Norveç’te diş tedavisi pahalıdır. Çocuklara okullarda bedava yemek verilmesini istiyorlar. Çocuklar yemeklerini kendileri getiriyor. İşçi Partisi (Ap) sağ koalisyonun sağlık alanında yaptığı kısıntıları geri almaya, işsizlik parasını ve tatil parasını artırmaya söz verdi.

Ap lideri Jonas Gahr Støre 22 Eylül çarşamba günü hükümet kurma çalışmalarına başlayacak. Şimdi Norveç halkı yeni hükümetten çok şey bekliyor. Eğer İşçi Partisi söz verdiği reformları yapmazsa da Kızıllar’ın (R) güçlenmesi beklenir. İşçilerin ve gençliğin giderek artan kesimi Sosyalist Sol SV) parti ile Kızıllara sempati duyuyor. Sosialistisk Venstre (SV) geçmişte yaptığı gibi İşçi Partisi’ni (Ap) uysal bir şekilde izlerse bu da Kızılların, Rødt, gelişmesini hızlandıracaktır. SV kendi içinde sorun yaşamamak için hükümete katılma sorununu üyelerine oylatmayı düşünüyor. 

Konya Kürtlerinden 32 yaşındaki Seher Aydar Rødt partisinden meclise girdi. Ailesi Konyalı olan 32 yaşındaki Seher Aydar’ın meclise seçilmesiyle, ilk defa Kürt kökenli olan bir Türkiyeli meclise seçilmiş oldu. Seher Aydar, Rødt partisinin gençlik örgütünden geliyor. 

Norveç’te Rødt dışında Norveç Komünist Parti (NKP) de seçimlere katıldı. 1923 yılında kurulmuş olan Norveç Komünist Partisi (NKV) ancak 308 oy alabildi. R ise 140 bin 900 oy aldı. Görüldüğü R, NKP ile kıyaslanamayacak bir güce ulaşmış bulunuyor. NKP’nin bir önceki lideri 15 yaşında iken Konya’dan Norveç’e gelmiş olan Zafer Gözet’tti. Partinin şimdiki lideri Runa Evensen’dir. Norveç’te Rødt dışında Norveç Komünist Parti (NKP) de seçimlere katıldı. 1923 yılında kurulmuş olan Norveç Komünist Partisi (NKV) ancak 308 oy alabildi. R ise 140 bin 900 oy aldı. Görüldüğü R, NKP ile kıyaslanamayacak bir güce ulaşmış bulunuyor. NKP’nin bir önceki lideri 15 yaşında iken Konya’dan Norveç’e gelmiş olan Zafer Gözet’ti. Partinin şimdiki lideri Runa Evensen’dir.

Norveç seçimlerinin ardından Rusya’da yapılan seçimlerde Komünist Parti çok önemli bir sıçrama yaparak oylarını yüzde 13.34’ten (2016) yüzde 18,96’ye çıkardı. Buna 7.46 oy oranı ile Adil Rusya eklendiğinde solun oy oranı yüzde 26 oluyor. Buradan oy kullanan seçmenlerin dörtte birinden fazlasının sola oy vermiş olduğu görülüyor. İsveç’te de Sosyal Demokrat İşçi Partisi oy desteğini artırmak maksadıyla Meclise sunduğu bütçede halk lehine bazı önlemler gündeme getiriyor. Parti’nin kasım ayında yapılacak olan kongrede de aynı yönde çabalar görülmektedir. Bunlar halkın sosyal adalet arayışının hissedilir şekilde güçlendiğini gösteriyor. Arbeiderparti (Ap) iktidarı kurarsa İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya, aynı anda sosyal demokrat başbakanlarla yönetiliyor olacaklar. Bu 20 yıldır ilk kez olacak.

Buradan Türkiye devrimci hareketine ne sonuç çıkar? 

Norveç gibi insanların en iyi koşullarda yaşadığı gösterilen bir ülkede bile işçiler ve gençler kapitalizme tepki duyarak Marksist bildikleri bir partiye oy veriyorsa ve o binlerce insan o partiye katılıyorlarsa, Türkiye’de AKP iktidarında gençliğin ve kadınların sosyalizme ilgi duymaları olasılığının çok çok daha yüksek olduğu ortadadır. AKP’nin Türkiyeyi dincileştirmesine, Suriye’ye ve diğer ülkelere karşı yürüttüğü dinci savaşa ve bu bağlamda dinci tehlikeyi ve işsizliği büyüten, işçilerin çalışma koşullarını kötüleştiren ekonomik saldırısına, sığınmacı ve göçmen politikasına işçi sınıfı ve halkın çok büyük itirazları var. Elbette ki Türkiye’deki muhalefet mücadeleyi demeçlerle sınırlayamaz ve umudu seçimlere sabitleyemez. Mücadeleyi demeçlerle sınırlamak “armut piş ağzıma düş” politikasıdır. Erdoğan’ın iktidarını güçlü garantiler almaksızın seçimlerle vermesi en düşük olasılıklarından biridir. 

Ama Avrupa’da ve dünyadaki halkların güçlenen sosyal adalet arayışı Türkiye’de çok daha acil, çok daha haklı ve güçlü bir zemine sahiptir. Yeter ki devrimciler  akıllıca ve militanca mücadele etsinler. Yeter ki sosyalistler güçlerini birleştirebilsinler. ABD, Rusya, Çin ve AB arasında gitgide artan çelişkiler Erdoğan iktidarına ömrünü uzatma imkanı sunuyor olabilir. Fakat bu  süreçte Türkiye’nin ezilenlerinin mücadele olanakları her zamankinden daha fazla artıyor. Türkiye devrimci hareketi bu bakımdan Ekim Devrimi dönemini ve 68’li yılları hatırlatan muazzam gelişme olanaklara sahiptir. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.