Socialismo o Muerte – II

0
159

Selçuk Şahin Polat

TEK ÜLKEDE SOSYALİZMİN İNŞASI

Konuya, liderlerin görüşlerine göz atarak girebiliriz.

K. Marx:

“Sorun Fransa’da çözülemez, fakat devrim Fransa’da başlar. Bu devrim hiçbir şekilde ulusal sınırlar içinde tamamlanamaz” (1) derken,

Engels, 1893 tarihli Paul Lafargue’ye yazdığı mektupta şöyle diyor:

“(…) Proletaryanın kurtuluşu sadece uluslararası bir olgu olabilir.” (2)

Ve Lenin:

“Sosyalizmin tek ülkede kesin zaferi elbette olanaksızdır.” (3)

Troçki’nin görüşü de şöyle:

“Tek bir ülkede sosyalizmin inşa edilmesi mümkün değildir.” (4)

Ayrıca Troçki’nin, sosyalizmin inşası ile ilgili şu tespitine de bakmalıyız:

“Ekonominin geçiş dönemine uygun gelişmesi ancak üç unsurun, yani devlet planlaması, pazar sistemi ve Sovyet demokrasisinin birbiri ile ilişkisi içinde gerçekleştirilebilir.” (a.g.e.)

Son olarak Stalin:

“(…) İlerlemeye, komünizme doğru yürümeye devam ediyoruz. Ülkemizde komünizm döneminde devlet korunacak mıdır? Evet, kapitalist kuşatma kaldırılmadıkça, dış saldırı tehlikesi kalkmadıkça korunacaktır; (…)” (5)

Sosyalizmin inşası konusuna, değişik dönemlerde, farklı ifadelerle yaklaşan 5 liderin bu tespitleri ışığında bakarak bazı ipuçlarını elde edebiliriz sanırım.

TEK ÜLKEDE SOSYALİZM NE ANLAMA GELİYOR?

Sorunu, iki başlık altında ele alarak çözümleyebiliriz.

Birinci konumuz Marx’ın işaret ettiği “devrim hiçbir şekilde ulusal sınırlar içinde tamamlanamaz” tespitidir. Marx bir devrimin fiziki başarısından söz ediyorsa; Rus devrimi, emperyalistlerin silahlı müdahalesine rağmen (Alman proletaryasının dolaylı ve kısmi desteğiyle) başarıya ulaşmıştır.

Ayrıca Küba devrimi, uluslararası proletaryanın açık ve yakın hiçbir desteği olmadan ve de emperyalist ABD’nin hemen yanı başında başarıya ulaşmıştır. Bu açıdan Marx’ın bu tespiti, eğer devrimin fiili başarısını konu ediyorsa, açıktır ki bu pratik tarafından reddedilmiştir.

Yok, Marx’ın kastettiği, sosyalizmin tamamlanması ise, elbette ki haklı çıkmıştır. Çünkü komünizmin ilk evresi olan geçiş sürecinde (buna sosyalist toplum adı veriliyor), devrimin tamamlanması (komünizme evirilmesi) tek bir ülkede birçok nedenle imkânsızdır. “(…) Proletaryanın kurtuluşu sadece uluslararası bir olgu olabilir” diyen Engels ile, “Sosyalizmin tek ülkede kesin zaferi elbette olanaksızdır” tespitini yapan Lenin, Marx ile bu konuda buluşmaktadırlar zaten. Dolayısıyla buradan ikinci konu başlığımıza geçebiliriz:

Sosyalizmin (komünizmin) tek ülkede tamamlanması mümkün müdür?

Bu konuda Stalin dışında olumlu cevap veren yok! Devletin korunması demek onun dev bürokratik bir aygıt haline gelmesi demektir ki, bunun da Stalin’in ‘komünizme doğru’ yürümesiyle bir ilgisi olamaz sanırım. Aksine toplumun bilinçlendiği, doğal örgütlülüğünü sağladığı, kültürel olarak geliştiği, bürokratik mevzilerin genel olarak ortadan kaldırıldığı bir aşamada ancak, komünizme doğru yürüyoruz diyebiliriz.

Tek ülkede sosyalizmin inşası ve devletin sönümlenmesi süreci, birlikte ilerleyen ve birbirini tamamlayan kaçınılmaz adımlardır. Ya bu adımları atarız ya da kapitalizm, devrimimizi teslim alır! Peki, bu adımları tek ülke olarak atacak mıyız? Elbette ki devletin sönümlenmesi yani sosyalizmin inşası için adımlarımızı dikkatli ve bilinçli şekilde atmalıyız. Kaldı ki bu süreç yüzlerce yıl da sürebilir. Diğer ülkelerdeki devrimleri beklemek gibi bir saçmalık içinde olmayacağımıza göre, kapitalizmden teslim aldığımız pislikleri ancak bu adımları atarak temizleyebiliriz. Bu adımlar (köylülüğün ortadan kalkması, kafa-kol, şehir-köy vb. iş bölümlerinin ve de bürokrasinin azalması) atılmadığı için, Sovyetler Birliği’nde geri dönüş olmuş ve dahası işçi sınıfının gıkı bile çıkmamıştır. Bu açıdan, sosyalizmin inşası için gerekli adımları attığımız oranda, ülkemiz tek başına dahi kalsa, kapitalizme geri dönüşü yaşamayacaktır. Fakat bu adımlar ne kadar derin ve yaygın şekilde atılmış da olsa, sosyalizmin kesin zaferinden bahsedemeyiz.

Kesin zafer için, iki şartın yerine gelmesi gerekiyor. Birincisi devletin sönümlenmesi yani toplumun güçlendirilmesi, diğer de uluslararası olgunun yani birçok ülkede devrimin olması gerektiğidir.

Bu iki şart kesinlikle tek başlarına sosyalizmin kesin zaferi için yeterli değildir. Bu iki şartın yerine gelmesi halinde işte böyle bir anda kesin zaferden bahsedebiliriz. Siz ülkenizde, komünizme giden yolda, gerekli adımları atmamışsanız, yanlış işler yapmışsanız, birçok ülkede devrim de olsa sosyalizmin kesin zaferinden bahsedemezsiniz.

Örneğin Sovyetler Birliği, 1945 sonrası Doğu Avrupa’nın tamamındaki ülkelerde ve de Çin gibi dev bir ülkede devrim olmasına rağmen, kesin bir zaferi bırak, zaferi bile sağlayamamıştır. Çünkü kapitalizme teslim olup, yıkılıp gitmiştir. Bu açıdan kesin zafer için esas şartlardan biri, devletin sönümlenmesi yani ekonomik ilişkileri, sosyal ve devrimci kültürü, sosyalist bilinci derinleştirmektir. Bu adımları attığımız oranda, emperyalizmin ülkemizi teslim almasına imkân vermemiş oluruz. Fakat kesin zafer olabilmesi için bu inşanın yanında uluslararası olgunun da (desteğin de) gerçekleşmesi gereklidir. Bu süreçte sosyalist ülke, sosyalizmin inşasına devam etmelidir! Eğer etmezse, yukarıda da örneklediğim gibi SSCB ve Doğu Avrupa ülkelerinin akıbetinden kurtulamaz. Sosyalizmin zaferi için bu adımlar şarttır!

Dolayısıyla bu nedenle de Sosyalizmin zaferi ile “kesin zaferini” birbirinden ayrı ele almamız gerekiyor. Sosyalizmin zaferi aslında, sosyalizmin inşa edilmesi yani Troçki’nin tarifiyle, “Ekonominin geçiş dönemine uygun gelişmesi” demektir. Bunun siyasi anlamı da devletin sönümlenmesinden başkası değildir. Devrim sonrası, ya kapitalist ilişkiler yani lekeler ve pisliklerle yaşayıp yani devleti güçlendireceksiniz ya da sosyalist-komünist üretici güçlerinin gelişmesinin yolunu açacaksınız. Birinci durumda kapitalizme dönüşünüz kesin iken, ikinci seçenekte komünizmin kesin zaferi için hazırlığınızı tamamlamış olacaksınızdır. Komünizme doğru hazırlığınızı tamamlamak ise, devletin kendiliğinden de olsa sönümlenmesine giden yolda gerekli olan adımları atmak demektir.

Şimdi karar zamanı; beklemeye ve tereddüde yer yok! Ya ilerlemek ya da yok olmak, devrim sonrasının halkaları arasında kavranacak temel prensip budur!

Bu seri yazının üçüncü ve son bölümü:

SOSYALİZMİN İNŞASI İÇİN ATILACAK ADIMLAR VE KÜBA’NIN KATKISI

Alıntılar:

(1) (Marx, aktaran Ulf Wollter, İşçiler Ve Toplum, sayı 7, s.80, AKTARAN M. İ. TURAN, ags, Sf. 187)

(2) ( F. Engels aktaran P. N. Fedoseyev, Leninciliğin Sosyalist Devrim Teorisi, s.19, AKTARAN MEHMET İNANÇ TURAN, Yıkıntının Tarihi ve Teorisi Sf. 186)

(3) (Lenin, aktaran Marcel Liebman, Lenin Döneminde Leninizm, Cilt 2, s.215, AKTARAN M. İ. TURAN, age, sf.190)

(4) (Yeni Demokrasi İçin Yeniyol adlı derginin Troçki’nin Düşüncesinin Ana Başlıkları adlı makalesinden alınmıştır.)

(5) (GOTHA PRORAMI’NIN ELEŞTİRİSİ, Notlar bölümünden, sf. 244, J. Stalin, ‘Leninizmin ilkeleri’ adlı kitaptan, İnter Yayınları)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.