SOLDA BİREYCİLİK VE GRUPÇULUK

0
1348
Hamza Yalçın yazdı: Solda bireycilik ve grupçuluk

Hamza Yalçın

Hem özüyle hem sözüyle devrimci ve birbiriyle omuz omuza mücadele eden sosyalist örgütlerden neden yoksunuz? Sosyalist hareket biraz örgütlü ve birlik içinde olsaydı Türkiye AKP gibi gerici bir partiye, Erdoğan gibi bir insana teslim olur muydu? Halk savunmasız durumda iken biz sosyalistler örgütlenme ve mücadele olanaklarını değerlendirecek yerde neden sadece yazıyor, konuşuyor ya da gösterişçi eylemlerle oyalanıyor, hatta kendimizi tüketiyoruz? 

Türkiye bir örgütsüzler ülkesidir. İşçilerin yüzde 90’ı sendikasız. En az 14,5 milyon işçi ediyor bu. 15 milyona yakın işçi de toplu sözleşme hakkına sahip değil. Sendikalı işçiler hükümet yanlısı Hak-İş’e kanalize edilmektedir. Bir zamanlar Mahirleri, Denizleri, İbrahimleri yetiştirmiş olan gençlik devlet tarafından on yıllardır sürdürülen bireycileştirme, lümpenleştirme ve örgütsüzleştirme yönündeki politikaların ürünü olarak, ülkesine sahip çıkma yeteneğinden çok şey kaybetmiş durumda. Z-kuşağı adı verilen, nüfusları 7 milyon tahmin edilen ve 2023 seçimlerinde her 5 seçmenden biri olması beklenen bu gençliğin yüzde 80’i AKP’ye oy vermeyeceğini ifade etmiş. Fakat bu gençliğin yüzde 70’e yakın kısmının geleceğini yurt dışında arama eğiliminde olduğu görülüyor. Bu durum ile 1960 öncesi ülkesini değiştirme yolunda  köylüye gitmek için yanıp tutuşan Eğitim Enstitüleri gençliği ile Denizleri, Mahirleri İbrahimleri yetiştirmiş ülkesine, halkına, insanlığa bağlı; dünyayı değiştirmek için halkına önderlik etmeye çalışan, kendine müthiş güvenli gençlik karşılaştırılmalıdır ki fark görülsün. Seslerini biraz duyuran toplum kesimi olarak kadınlar dahi örgütsüzler. Zayıf durumlarına rağmen demokratik muhalefet odakları olan Barolar ve meslek kuruluşları da AKP tarafından parçalanmaktadır.

Türkiye solundaki devrimci gruplar örgütlenme, kadrolaşma, kitlesellik ve eylemlilik bakımında çok zayıf durumdadırlar. Bireycilik kültürü sosyalizme sempati duyan en geniş kesimleri örgütlenmeden ve mücadeleden uzak tutmaktadır. Sözde proleter devrimcilik iddiasındaki Türkiye solu pratikte mesela Kürt ulusal hareketinden kat be kat daha az toplumcu olduğu gibi örgütlenme ve dayanışmada yer yer Cemaat’ten bile geri kalmaktadır. Türkiye solunun kendi içinde bir birliği yoktur. 

Bu hale gelinmesinin ve bu durumdan çıkamayışımızın en önemli sebebi, 40 yıldır sola özgürlükçülük adına empoze edilmekte olan bireycilik, ikinci olarak ise devrimcilik adı altında 50 yıldır solu tüketmekte olan grupçuluktur. Bu yazı dizisinin ilk kısmında bireycilik ikinci kısımda grupçuluk ele alınacak. Üçüncü kısımda ise tartışmayı toparlayarak çıkış yolu önerilerimizi sunacağız.

I. SÖZDE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİREYCİLİK 

Dupduru bir devrimci olan Hüseyin İnan 1972 yılında idam sehpasına çıkarken “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım! Bundan sonra bu bayrağı Türkiye halkına emanet ediyorum!” diyordu. Bir insanın şahsi çıkar gözetmeden yaşamını bir davaya adaması bireycilik açısından akılsızlık veya  hastalık halidir. 

Türkiye’de gençlik, kadınlar ve emekçiler içimde sol eğilimliler önemli bir yer tutmakla birlikte bu sol eğilimler liberal soldur. Örgütlenmeye ve kolektif mücadeleye soğuk bakmaktadırlar. Bu insanların önemli bir kısmı Che Guevara, Deniz, Mahir ve Ibrahim gibi devrimcilere sözde çok saygı gösterir. Çok önemli bir kısmı Mustafa Kemal’i sosyalist kahramanlarla birlikte görür. İktidara karşı çok eleştiricidirler. Ama  sözde solcu gerçekte ise liberaldirler. Che Guevara’nın, Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, Mustafa Kemal’in dava insanı özelliklerine uzaktırlar.  Şahsi geleceklerini esas alırlar. Bireysel kurtuluş peşinde giderler ve bireysel hayatlarını iyi yaşamaya çalışırlar. İnsanlara güvensizliğin ve halka inançsızlığın etkisindedirler.

Bireyciliğin etkisindeki örgütlü solcu ise hiç bir zaman devrimci mücadelede gerçek varlığıyla bulunamaz. Mücadele içinde olduğu kadarıyla da, konum ve güç başta olmak üzere şahsi hesaplar gözetmeye eğilimlidir.  Görevlerini seçerken, ilişkilerini kurarken şahsi hesaplarını ve tercihlerinin ağır etkisinde kalacağı için devrimci mücadelenin esenliğine yoğunlaşamaz. Rekabetçiliğiyle örgüt içinde özellikle yıkıcı bir potansiyel taşır. Mao’nun liberalizm üzerine yazdıkları, devrimci örgüt içindeki bireyciyi tarif eder.

Bireycilik, bireyi toplumun temel birimi görür. Burjuva ideolojisi, her biri kendi geleceğini esas alan piyasa, devlet ve ona bağlı kurumların koordinesi altında birbirleriyle rekabet ederek çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışan bireylerin dünyada ilerlemeyi, özgürlüğü, eşitliği, refahı sağlayacağını ileri sürer. Bireycilik burjuva toplumunun ürünüdür. Temeli piyasa sistemine dayanır ve ayrıca devletler, uluslararası emperyalist güçler onu bilerek, amaçlayarak geliştirmektedir. Çünkü bireycilik insanları sistem içinde çok kolay yönetir, sermaye karşısında birleşemez ve kapitalizme alternatif bir sistem yaratamaz hale getirmektedir. Sistem insanları sömürü düzeninde yalnızlaştırmak ve yönetmek için bireyciliği geliştirirken bireyleri, ezilenleri ve solu güçsüzleştiriyor. 

Bireycilik burjuva toplumunun gelişmesi sürecinde özgürlük iddiasıyla ortaya çıktı. Sonuç olarak ise insanın insanı sömürmesini ve ezmesinin başka biçimi olan kapitalist köleliğin ideolojisine dönüştü. Marks; Kapital adlı eserinin başındaki meta ve para bölümü, insanın insana  yabancılaşması olan bireyciliğin çok etkili bir eleştirisidir. 

Bireycilik Türkiye’de 1980 askeri cuntasıyla körüklendi. Askeri cunta solu yasaklarken Murat Belge ve Ahmet Altan gibi liberal yazarların önünü açtı. Bu yazarlar bir dönem sonra da AKP-Cemaat iktidarının sevgilileri olacaklardı. “Önce birey olmamız gerekiyor”, “Ben kendim için devrimciyim” sözleri sol kesimde yayılmaya başladı. İlk bakışta devrimcilere değer verme anlamına geliyormuş görünen “Devrimciler her şeyin en iyisine layıktırlar” sloganı da mücadeleden özel yaşam derdine yoğunlaşmaya ve hatta zenginleşmeye giden yolu gösteriyordu. Özal dönemi, solda bireyciliğin lümpence biçimler alarak yaygınlaştığı bir dönem oldu. 

1990 sonrası bireycilik zirve yapacaktı. Doğu Bloku’nun yıkılmasıyla devrimler çağının bittiği ve dünyanın barış ve huzur dönemine girdiği iddia edildi. Sol dünya çapında, post-modernizm gibi akımların rehberliğinde, bireycilik batağına battıkça kitlelerden, örgütten ve  mücadeleden uzaklaştıkça gericiliğin önünde engel kalmadı. Yeni-liberal ideoloji bütün dünyada sola da sızarak onu mücadele edemez hale getirdi ve çürüttü. Sadece Erdoğan değil yanıbaşımızda ve içimizdeki IŞİD, ÖSO ve El Nusra  rezaletleri de bireyciliğin ve yeni-liberalizmin ürünüdür. Aşırı desteklenen bireycilik ilerici güçleri örgütlenemez  hatta direnemez duruma getirdiği için kitleler dinciliğe, milliyetçiliğe ve baskı sistemlerine teslim oldular. Bireycilik ve grupçuluk tarafından tutsak edilmiş sol bu süreçte etkili bir direniş geliştiremedi. 

Liberal sol kesimin 2007 Cumhuriyet Mitingleri ve Haziran 2013 direnişi gibi çok özel dönemlerde kitlesel olarak etkilenebildiği ve büyük eylemlere girebildiği görülmüştür. Ancak bu hareketler AKP’nin gelişmesinin önünü kesemedi. Kendisi de liberal olan Türkiye solu bu hareketlere güç veremedi ve onlardan güç alamadı. 

Güçsüzleşen Türkiye solu demokrasi ve özgürlük mücadelesinde öncülük iddiasını yitirmiş durumda. Bir kısım sol halktan, ülke ve dünya gerçeklerinden koparak umudu Kürt siyasal hareketine bağlamış durumda. Başka bir kesim demokrasi mücadelesinde, yeni-liberalizmin partisi olan CHP’nin adım atmasını bekliyor. Bireyciliğe karşı güçlü ve tutarlı bir tavır geliştirilemediği sürece asla devrimci örgütler kurulamayacak, asla kalıcı ve güçlü halk hareketleri yaratılamayacaktır. 

Bireyciliğe karşı çözüm ise devrimci hareketler içinde ve toplumda insanın insana yabancılaşmasını direniş, devrimci eleştiricilik ve dayanışma temelinde sorgulayan yeni-insan ilişkileri geliştirmekten geçiyor.  

İkinci bölümde sosyalist hareket içinde bireyciliğin sahte alternatifi grupçuluk ele alınacaktır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.